16 Nisan 2009 Perşembe

Haydi tüm dünya insan olsun...

"Dünya neden bu kadar kötü?" "Kabil Habil'i öldürmeseydi savaşlar olmayacak mıydı?" "Savaşlar niçin oluyor?" "İnsanlar neden sözde barışı getirmek için savaşıyorlar?" "Dünyada birliği ve barışı sağlamak ve insanlara insan olduklarını anımsatmak nasıl mümkün olur?" gibi sorular dolaşıyor kafamda...

Ve dünyanın yaşanılası bir gezegen olması için insanlık olarak bir adım atmak istiyorum benim gibi düşünen insanlarla birlikte.

Hayat o kadar kısa ve dünya o kadar küçük ki; İktidar için savaşmak kadar anlamsız birşey yok şu hayatta.

Halbuki insanlar birbirlerine ve dünyadaki bütün canlı ve cansız varlıklara karşı saygılı, sabırlı ve hoşgörülü olsalar cennet bu dünya olurdu bizim için.

Belki de cenneti haketmeyişimizin sebebi ve cennetin bize uzak gelmesinin sebebi dünyanın kalbini kırıyor olmamızdır.

Her ülkenin sınırları var "Burası benim!" diyebileceği. Neden burası benim oluyor da sınırımın az ötesi benim olmuyor? Yaşadığımız dünya bizim evimizse ve gökyüzü yıldızlarla süslenmiş çatımızsa neden "Dünyalı'yım" diyemiyoruz. Neden kendi dünyamızda yabancılaşıyoruz ve neden diğer Dünyalı'larla savaşıyoruz? Evimizde bir odadan diğerine geçerkebiliyorken,dünyada neden rahatlıkla ülke ülke dolaşamıyoruz.

Yıllardır bilim kurgu filmlerindeki uzaylıların bir repliği vardır: "Merhaba Dünya'lı biz dostuz."
"Biz de dünyalıyız ve birbirimizle düşmanız. Sen hangi akla hizmet gelip benimle dost oluyorsun ey uzaylı." dercesine birbirimizle çatışma içerisindeyiz bizler de.
Bazıları sınırlarını büyütme çabası içerisinde, bazılarıysa harita üzerinde bir ülke kurma hevesi. Halbuki sınırlarımız çizilmiş kocaman bir küre üzerindeyiz ve bunu daha fazla büyütemeyiz. Sınırlarını büyütmek isteyene bunu söylemeliyiz ve bir ülkeyi bölerek yeni bir ülke kurmak isteyene de "Bütün dünya senin ülken, istediğin yerde yaşayabilirsin, istediğin yerde eğitim alabilir, istediğin dili konuşabilirsin, istediğin televizyon kanalını seyredebilirsin. Yeter ki kan dökülmesin, savaş olmasın, insanlar birbirine karşı saygılı olsun." cevabını vermeliyiz.

Sözde Cihad eylemleri yaparak, öleceğinden bihaber gülümseyen, sevgilisine çiçeğini uzatmakta olan, uzaktaki bir akrabasıyla telefonda konuşan veya dalgın dalgın yolda yürüyen masum ve şanssız insanların ölümüne sebep olan örgütlere: "Dünyanın her yerinde dininizi özgürce yaşayabilirsiniz. Her yer sizin caminiz ama sizinle birlikte diğerlerinin de kilisesi, havrası, cemevi vs." diyerek onların içindeki hoşgörüyü uyandırabiliriz.
Din, dil, ırk, renk, milliyet kavramlarını es geçmeksizin, herkesin birbirine saygı göstereceği bir dünyada yaşamak istiyorum ben.

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeliyiz,
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz...
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...

Yaşanılası bir dünya için harekete geçelim ve hoşgörülü olalım tüm varlıklara karşı...

16.04.2009
Isparta